22 Eylül 2008 Pazartesi

toggle repeat simgesi yeşil

ben sabah yataktayken çalan telefon, üçe kadar çaldıktan sonra cevap veren olmassa bi şeyler ters gidiyo demektir. kalkıp telefonu açtığımda arayan annem okula niye gitmediğimi soruyosa uyuyakalmışım demektir.
bu iki cümleyi sindiren insanlar aşşağıdaki cümlelerin beş dakika içinde gerçekleşen olaylar için kurulduğunu ve hızlıca okunması gerektiğini bilmelidirler.
çoraplarını bul. sağ tekini giy. kumaş pantolonunu özenle giy. sol çorabını giy. pantolonunun paçasını sol çorabının içinden çıkar. gömlekaltıtişörtünü giy. gömleğini giy. kravatını tak. gömleğinin bi kaç düğmesini ilikle. ders programını bul. ders kitaplarını bul. çantanı hazırla. ceketini al. para bul. telefonunu bul. mp3çalarını bul. evden çık. anahtarlarını içerde unuttuğunu farket. conversinin bağcıklarını hızlıca bağla. merdivenlerden seri bi şekilde ve ikişer ikişer inemediğin için teker teker ve seri bi şekilde in. apartman kapısını kapat. ego kartını almadığını fark et. yola çık.

her sabah servis beklediğim ama bugün büyük ihtimalle servisin beni beklediği yeri geçtim. caddeye indim. büfeden kart aldım. insanlar kalabalık bi şekilde adını kesinlikle lüzumsuz trafik dersinden öğrenmediğim durak denilen yerde bekliyorlardı. aralarına katıldım. yapacak başka bir şeyim olmadığı için ve sırf havada karada anlatım bozukluğu arayanlara gıcıklık olması için havalarazıplamak geldi içimden. ama ben o kadar asi bi kişiliğe sahip değildim ve anlatım bozukluğu yapanlar cezalarını çekmeliydiler.ben kendi yarattığım denyoluklarda boğulurken duraktaki insanlarla tek ortak yönümüzün gelen otobüsün kırmızı ikarus olmaması düşüncesi olmadığına karar verdim. önümdeki ceymis bond çantalı ve benim memur olduklarına kanaat getirdiğim iki kişi birbirlerine son günlerdeki uykusuzlukları hakkında dert yanıyorlardı. uykusuzluğun insanlığın ortak sorunu olduğuna karar verdikten sonra kendi uykusuzluğuma çözüm ararken içimden gelen o tarifsiz duyguyu dizginleyemeyip esnedim. bunu farkeden birinci ceymis bond çanta esnedi. ikinci ceymis bond çanta esnedi. sanırım esnemem bütün durağa yayılmıştı. tam emin değildim çünkü kırmızı ikarusun görünmesiyle sıraya koşuşan insanların darbelerine maruz kalmıştım.
otobüs şoförü, adım dahi atılmayacak şekilde kalabalık olan otobüsün içinde insanları ileri gitmeleri konusunda uyarıyordu. muhtemelen şu dakikalarda birisi listenin sekizinci sırasındaki adımı okuyordu. diğerleri, yok diyorlardı bugün gelmedi. mesaj geliyordu; 'nerdesn?ders basladi' cevaplıyordum; 'ikaruslayim.günese gidiyoruz', 'ikarus kim ya.kötü insnlara tkilma :p gel hadi'.
sınıfa girdim. dersi kendi hayat felsefisini anlatmak için kullanan felsefe hocasının sözünü kestim. geç kaldığım ve gömleğimi doğru düzgün giymediğim için azarımı işittim. yerime oturdum.
yarabbi şükür