10 Kasım 2008 Pazartesi

yorgan talebe

yorgan bu sabah da bi organ. mesela sol kolunu yatakta bırakıp kalkmak. bir iki parça ekmek. domates varsa beyaz peynir, yoksa nutella. domates varsa bu mevsimde biraz değişik, değilse oh ne ala. kahvaltı dedikleri her gün aceleyle yenen bi iki parça ekmek (vakit) bulamayanlar da var, yarabşükretmek. isme kanıp da sonrasında kahve var zannetmeyesin, dersanede içersin. sonra odama gidiyorum. üstümü giyiniyorum.ilk önce çıkarıp tabi. hazırlamak için boşalttığım çantayı yerden alıp sandalyeye kaldırırken bi taraftan da masanın üstündeki herhangi bi sayfası açık durumda olan defterimin bu herhangi sayfasına çizilmiş olan adama gözüm çarpıyor. bu cümlenin içinde az sonra belirteceğim yönüyle diğerlerinden pek farklı olmayan adamın gözlerinin altındaki çizgiler belli oluyor. yazılıya hazırlanmış ya da yazılıya hazırlanmış birisi tarafından çizilmiş olabilirler. defterden sonra üstünde yazanlarla hastalığımla dalga geçtiğini düşündüğüm kalemimi-grip 1345 0.5 - çantaya koyuyorum. içindeki fasikül, dergi ve notlarla birlikte çanta tam bir çanta.
evden çıkıyorum. beynimi bilmem ama benim düşünmeden, doğal bi mekanizmayla çektiğim burnum, bakkala gidip selpak mendil almamı söylüyor. boş sokakta, dökülmeleri biyoloji dersiyle alakalı olan ama benim şu anda bu alakayı hatırlayamam sebebiyle bu cümleyi gereksiz yere uzatmış olmama neden olan sararmış ağaç yapraklarının arasından-kimi zaman üstünden- yürüyorum. bakkala giriyorum. bakkaldan çıkıyorum. ben peçeteyi çantanın ön gözüne koymaya çalışırken bi kız hızla önümden geçiyor. kızın saçlarının rengi; at kestanesi. anlatabildim mi? aheste bi şekilde ankaraya yürüyorum. babamdan aldığım eski tarife kartı eksilere düşüyor. yine mi zam ulan? saate bakıyorum, metronun gelmesine iki dakika var. diğer tarafa giden metroya bakıyorum. tekrar saate bakıyorum, metronun gelmesine beş dakika var. olur bazen. metro geliyor, biniyor, bi yer tutuyorum. bi kadın çarpıyor gözüme. kadın hoşnutsuz bi şekilde bükülmüş ağzıyla bakıyor etrafına. kadının gözleri, baktıklarını önyargı ortak parantezinde birleşitiriyor.-her ne kadar soğuk bi cümle olsa da son günlerde matematik, fizik, kimya gibi derslerin yazılılarından çıkmış bi öğrenci bu tür ortak paranteze alma yöntemlerini kaçırmamalıdır(ben bile aldıysam)- kadının gözleri sanki; önyargı(metronun kapısı+binen insanlar+metro koltuğu+oturan insanlar+yeni durak+binen insanlar+kalabalık+şurda bana bakan çocuk+...) gibi bakıyor. parantezi açmak gerekirse; önyargı(çarpı)herşey. kadının gözleri..ee amma da kadını gözleri dedim sabah programına döndü buralar. nasıl bakarsa baksın, bananeyse. zaten bana da baktı. anaa cidden bana da baktı. ee neyse ya ben camdan kendime falan bakayım.